|
|
|
AMERİKA NEDEN OSMANLI OLAMAZ ? |
ABD'nin Irak'taki sivil yöneticisi Paul Bremmer,Osmanlı abası
altından Türkiye'ye sopa gösterdi.Türk askerinin Irak'a gönderilmesinin
sakıncalı olduğunu,çünkü Osmanlı emperyalizmi'nin Irak'ta 400 yıl
boyunca sömürgeci devlet olarak bulunduğunu söyledi.
Bir kere şunu belirtmemiz gerekir ki,bütün kendini dışarıda tutma
gayretlerine rağmen Amerika;Fransız ve İngiliz emperyalizminin devamı
olarak tarih sahnesine çıkmıştır.Amerika'nın Yeni Roma veya Üçüncü Roma
olduğu iddialarının ne kadar göstermelik kaldığı,11 Eylül turnusoluyla
pekala anlaşılmış olmalıdır.
İlber Ortaylı bir konuşmasında İngiliz-Fransız (ve Amerikan) tipi sömürge
imparatorluklarıyla Roma-Bizans-Osmanlı tipi klasik imparatorluklar
arasındaki çarpıcı farkı şöyle çizmişti:
"Bunlar imparatorluk değil,milli
devlettir ve deniz aşırı sömürgeleri vardır;yani asla Roma
gibi,Sasaniler gibi,Abbasiler gibi bir imparatorluk
değillerdir.Bunlar,tebalarına eşit insanlar diye bakmazlar.Bir anavatan
halkı vardır,bir de sömürge halkları. (Bunlara) İmparatorluk deniyor ama
Sirkeci'deki bitli otellere "Palace" denilmesi gibi birşeydir bu.Çünkü
imparatorluklar,yedlerindeki memleketleri himaye ve hıfz
etmekle,korumakla mükellef kuruluşlardır."
Osmanlı Devleti de bu koruyucu imparatorluk şemsiyelerinin
sonuncusuydu,hatta Cevdet Paşa'yı dinleyecek olursak,insanlığın son
sığınağıydı.
Osmanlı,zaten başka türlü yapamaz ve olamazdı.Bunu yapmakla özel
bir lutuf göstermiş değildi tebasına.İçinden geldiği "formel Roma
geleneği" ve "İslami yönetim ilkeleri" , bir milli
devletin asla düşünemeyeceği,hadi düşündü diyelim,icra etmeye güç
yetiremeyeceği "filantrop" mumamelelere sevketmişti onu.
Osmanlı yönetimi,Osmanlı olmamaya muktedit değildi ! Garip ama gerçek
bu...
İşte bir örnek.
OSMANLI GAYRİ MÜSLİMLERE NASIL DAVRANIRDI ?
1829'da Ruslara karşı ağır bir yenilgi almış olan bir Osmanlı
Devleti,anlaşma masasından,savaşta kaybettiği toprakların bir kısmını
olsun geri alarak kalkmayı başarmıştır.Rus ordusu geri çekildikçe
yakılmış yıkılmış,yağmalanmış kasabaların hazin manzarası gün yüzüne
çıkmıştır.Ama Rus askeri geri çekilirken sadece yağmaladığı mal ve parayı
değil,Bulgar ve Rum reyadan bir kısmını da götürmüştür beraberinde.
İlginçtir,bu manzara karşısında bile bir panik havası görülmez
Osmanlı yöneticilerinde.Hemen evler,bahçeler ve tarlalar tespit edilerek
boş kalmaması için kiraya verilir.Gelirler bir sandıkta
toplanır.Kimsenin bu paraya el sürmemesi için tedbirler alınır,suistimal
edenler şiddetle cezalandırılır.
Kim için toplanmaktadır bu para ? (Şimdi olsa hemen Maliye
Bakanı o paraya el koyar ve onlarla maaşları öderdi.) Ama
Osmanlı yönetimi bu paraya kamu dahil kimsenin el sürmesine izin
vermemiştir.Paralar sandıkta birikirken, bir yandan da giden reyanın
arkasında haber uçurulur,dönerlerse kendilerine "Niye gittin..?"
diye sorulmayacağı,hatta 5 yıl boyunca tüm vergilerden muaf
tutulacakları söylenir.Ayrıca sandıkta -artık kaç yılsa- biriken kira
(icar) paralarının aynen kendilerine ödeneceği,isterlerse tarlalarını
sürebilmeleri için öküz ve ekebilmek için tohum yardımı yapılacağı da
bulunulan vaadler arasındadır.
Nitekim bu dürüst ve tutarlı politika kısa zamanda sonuçlarını
verir ve yavaş yavaş geri dönüşler başlar.Gidenler Rus yönetiminin
cenderesi altında iflahları kesilmiş bir şekilde dönerler
geriye.Vaadlerin büyük bir devlete yakışan ciddiyette yerine
getirildiğini gördükçe de geride kalanlara haber ulaştırırlar.İşte bu
"akıllara zarar" uygulama sayesinde 15 yıl içerisinde
gidenlerin önemli bir kısmı geri dönmüş ve belgelerdeki deyişle
"memnunen ve mesuren yüzlerini yere sürerek" devlet ve padişah
için dualar etmişlerdir. (Şimdi olsa "Bu hainleri asmayıp ta
besleyecek miyiz? demeyecek kaç kii çıkar benzeri durumda ? düşünmeye
değer bir husustur.)
Şimdi Bremmer öyle dedi diye bu zihniyete sahip devlet
"sömürgeci ve işgalci" olacak ama Amerika,sadece demokrasi
için,halkın sağlık ve mutluluğu için Irak'a girmiş olacak...Öyle mi ?
Bu Amerikalılar 400 yıl bir ülkeyi idare etmenin ne demek olduğunu
bilmiyorlar herhalde.Bilmedikleri bir başka şey de,Iraklı aşiret reisi
Ucebi Paşa gibilerin İngilizler karşısında geri çekilen Türk
ordusuna,sınır boyuna kadar refekat ettikleri ve malını mülkünü
İngilizlere bırakıp ondan sonraki hayatını Türkiye Cumhuriyeti sınırları
içerisinde fakr u zaruret içerisinde devam ettikleri gerçeğidir.
Yani Osmanlı devleti,sömürge yönetiminden farklı olarak,kendisini
elindeki toprağın her karışını "himaye ve hıfz etmek" le
yükümlü sayıyordu.Zaten çekilirken petrolü mü yoksa "devlet
zamanı" nı mı beraberinde götürdüğünden anlayabiliriz bunu
kolaylıkla.
KAYNAK : Kır Zincirlerini Osmanlı / Mustafa Armağan / Sayfa 85 |
Arşivdeki yazılara bak
.:: Sayfanın Başına ::.
Bu site en iyi Microsoft Internet
Explorer 4,0 ve üstü sürümler ile 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir..Mozilla
Frefox ile açmayınız..
DESIGNED BY
Mustafa TERCAN Copyright
© 2005
|
|
|