( Ülkemizde sağ-sol kavgası
çıkarıldığı dönemde Malatya'da yaşanan bu mizahi olay; aslında o
günlerdeki insanımızın psikolojisine ayna tutmaktadır..Günümüz gençlerine garip ve komik gelecek bu
yazının paylaşılması gerektiğini düşünerek buraya ekledik..)
Üst düzeyde bir brokrat hemşehrimiz anlattı..
Yıllık iznini geçirmek için Malatya'ya gelmiş.Daha otobüsten iner inmez
"Ali Rıza Dayı öldü"
demişler.
Seksen,doksan yaşlarında kimsesiz bir komşuları varmış...O ölmüş.
"Adımız yüksek bürokrata çıkmış ya..."
diyordu.
İlgilenmesen bir türlü,ilgilensen bir türlü...Dürzü tam da ölecek
zamanı bulmuş.Cebimde belli bir miktar para var.Sarfetsem burada
kalacağız;etmesem laf edecekler.Çar naçar çare düşünmeye
başladım.Cenazeyi kaldırmak bize düşerdi.Bir ara belediyeye haber vermek
geçti içimden...Olmazdı.
"Koskoca bilmem ne genel
müdürü olmuş; gariban bir komşusunun cenazesini kaldırtamadı..."
diyeceklerdi.Yukarı tükürsen bıyık,aşağı tükürsen sakal...Sabaha kadar
uyuyamadım.Birden kafamda bir şimşek çaktı..
"Bu cenazeyi ideolojik gruplara kaldırtayım"
dedim.Önce Ülkü Ocağına gittim.Daha erkendi; kimse gelmemişti.Söğütlü
Cami Kahvesi'nde bir çay içtim.Gelmelerini bekleyecektim.Bekledim
bekledim gelmediler.Orada TÖBDER'e geçtim.Odanın birinde bir iki kişi
oturuyordu.
- Faşistler bir devrimci kardeşimizi öldürmüşler..
dedim.Ortaya bir bomba düşmüş gibi oldu.Heyecanla etrafıma toplandılar
ve arka arkaya sorular sormaya başladılar:
- Neredeymiş bu devrimci?...
- Kimmiş,adı neymiş?...
- Nasıl öldürmüşler?
- Hiç birini bilmiyorum; ben de başkasından duydum.Doğru mu, yalan
mı?Onu bile bilmiyorum.Ölenin adı Ali Rıza'ymış,adresi de şuymuş...
Dedim ve oradaki karambolden sıvıştım..Bayağı korkmuştum.İşin
içinde bir de savcılık karışacaktı.Cinayet ihbarı,otopsi,ifadeler,şu bu
derken...Bizim tatil zehir olacaktı.Eve gittim,içeriye
kapandım.Beklemeye başladım.Saat onbirbuçuk oniki oldu.Nereden
geldilerse geldiler.Mahallenin sokakları tıklım tıklım doldu.Öleni genç
birisi sanıyorlardı.
Ölüyü yıkayan
imamdan başka kimse cenazeyi görmemişti.Birbirlerine Ali Rıza'dan anılar
anlatıyorlardı..Ali Rıza'yı tanımak büyük bir onurmuş.Çok bıçkın,çok
yiğitmiş.Birgün Vali'nin yüzüne karşı:
"Faşist Valiii...Pek
yakında hepinizden hesap soracağızz"
diye bağırmış..Herkes birbirine başın sağolsun diyor,hep bir ağızdan
bağırıyorlardı:
- Devrimciler ölmez!...
O yalnız keskin bir devrimci değil,aynı zamanda büyük bir
teorisyenmiş.Yakınları O'nun yeni teorilerini öbürlerine anlatmaya
çalışıyorlardı.Ne var ki bu büyük acı içerisinde net bir biçimde anlatma
olanağı yoktu..
" Bıraktığı boşluk doldurulamazz.."
diyorlardı.Gizli bir komut verilmiş gibi sol
yumruklar birden havaya kalkıyor ve hep bir ağızdan bu kez de:
- Kanın yerde kalmayacak!..
Diye haykırıyorlardı..İkindiye doğru cenazeyi kaldırdılar.Tabut eller
üzerinde gidiyordu.İkide birde sol yumruk havada hep bir ağızdan slogan
atıyorlardı:
- Ali Rıza'lar ölmez!..Kahrolsun faşistler!..
Zavalı Ali Rıza dayı belki de açlıktan ölmüştü.Malatya'da bir ay
kadar kaldım.Dönmeden bir gün önce mezarına gittim.Üzerinde yeni
konulmuş kırmızı güller,çiçekler vardı.Ve mezar taşında da kızıl bir
yazıyla
"
Devrimciler Ölmez "
tümcesi...
___________________________________________________________________
METİN KAYNAĞI:
Cumhuriyetin Tosuncukları - TİMAŞ YAYINLARI /
Hüseyin ÜZMEZ
NOT:
Diğer Malatya siteleri ve
Forum sitelerinde paylaşım yapan hemşerilerimiz bunları alıp
yayınlayacaklarsa, emeğe
saygı gösterip kaynak olarak sitemizi
göstermelerini rica ediyoruz.. |