BİR BAŞKA KIZILAY..

 
Kızılay; tsunami felaketinde büyük zarar görmüş Sri Lanka’da bir toplum merkezi inşa ediyor. Sri Lankalılar da buna karşılık bir jest yapıp bu toplum merkezine Kızılay yetkililerinin bir isim vermesini istiyor. Ancak Kızılay yetkilileri, “Burayı nasıl olsa siz kullanacaksınız, onun için siz bir isim verin.” diye cevaplıyorlar bu öneriyi. Bunun üzerine ortaya bir sandık konuyor.

Herkes, düşündüğü ismi yazıp sandığa atıyor. Bina yapımı bitince sandığı açıyorlar ve en çok çıkan ismi binaya veriyorlar ve binanın ismi “Osmanlı Konağı” oluyor. Türkiye dünyada hâlâ 85 yıl önce tarih sahnesinden ayrılan Osmanlı’nın mirasını yiyor. Biliyorsunuz bugün hâlâ Açe Sumatra’da, Sudan Darfur’da, Filistin’de Osmanlı adına hutbe okunuyor. Tsunamide tapınakları yıkılan Budist rahipler Kızılay’a başvuruyor. Kızılay burada bir tapınak inşa ediyor.

Türkiye Osmanlı’dan sonra özellikle İnönü dönemiyle birlikte öylesine kabuğuna çekildi ki kendi sınırları haricinde dünya yoktu sanki. Dünyaya bakış açısı İnönü’ye çok yakın olan Cumhurbaşkanı Sezer de Lübnan’daki savaş için, “Yabancı bir ülkenin sorunlarından bize ne!” demişti. Cumhuriyet’ten sonra bırakın dünyanın herhangi bir yerindeki bir olayla ilgilenmeyi Balkanlar’da bizden kalanlarla ilgilenmedi, Atatürk dönemi hariç Ortadoğu’ya dönüp bakmadı bile.

Hemen yanı başında duran ve 400 yıl bizim vilayetlerimiz olarak hayatlarını sürdüren topraklar umurumuzda değildi artık. Bu tam da Düvel-i Muazzama’nın istediği bir dış politikaydı.

   Türkiye de dünyadaki itibarını sivil toplum kuruluşlarıyla yeniden kazanmaya başladı. Türk okulları dünyadaki yüzlerce ülkede yüz akı işler yaparak, hem Türkiye’nin lobisini yapıyor hem de Türkçeyi bir dünya dili haline getiriyor. Şimdi de Kızılay geçmişteki olumsuz imajını yerle bir edercesine işler yapıyor. Sayın Sezer, “Yabancı bir ülkenin sorunlarından bize ne!” dese de Kızılay, İsrail’in hareket eden karıncayı bile bombaladığı bir zamanda bu ülkeye girmeyi başarmış ve oradaki sivil halka yardım elini uzatmıştı.

Pakistan’da, Endonezya’da hakikaten çok büyük işler yaptı Kızılay. Hatırlayacaksınız 17 Ağustos Depremi’nde kendi yaramıza bile merhem olamayan, büyük bir fiyasko yaşayan Kızılay’ın kamuoyundaki itibarı bitip tükenmişti.

 

Kızılay, o tarihten bugüne gerçekten çok büyük yol kat etti. Daha düne kadar depremden depreme gündeme gelen beyaz ve üzerinde bir hilalin olduğu çadırlar dağıtan, onu da kesinlikle beceremeyen bir kurum iken bugün sadece Türkiye’de değil, bütün dünyaya Türkiye’nin sesini taşıyor.Pakistan’da, Endonezya’da, Sri Lanka’da, Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da ve benzeri yerlerde yaptıklarıyla Türkiye hem söz konusu ülkelerdeki insanlar nezdinde hem de dünya kamuoyunda ciddi itibar kazanmaya başladı.

 Dünyada yaptıkları ülke kamuoyunda görülünce bağışlar ve gelirler de arttı. Sadece Pakistan depremi için tam 3 milyon 17 bin kişi bağışta bulundu. Bugün KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın bir başka ülkede ilk kez cumhurbaşkanı olarak kabul edilmesinde Pakistan depreminde Türk okullarının ve Kızılay’ın yaptığı insanüstü gayretlerinin payı çok büyük.

 



‘Hayır yapma’ ruhuyla hareket eden, alan değil veren ellerden oluşan bir organizasyon içte ve dışta ne kadar çok sorunun üstesinden gelir hiç düşündünüz mü? Dünyadaki muadili olan ya da olması gereken Kızılhaç böyle yapmıyor mu? Anadolu insanının yüreğini bütün mazlumlara taşıyacak yeni bir eli olma yolunda ciddi adımlar atıyor. Türkiye Kızılay’ın stratejik açıdan ne denli önem-li bir kurum olduğunun farkına vardı sanıyorum.

MEHMET KAMIŞ / 09.09.2006

Arşivdeki yazılara bak

 

 

 

 

 

 

 

 

.:: Sayfanın Başına ::.

 



Bu site en iyi Microsoft Internet Explorer 4,0 ve üstü sürümler ile 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir..Mozilla Frefox ile açmayınız..
 

DESIGNED BY Mustafa TERCAN  Copyright © 2005