|
ÇANAKKALE RUHU |
|
Sayfanın ilk yayınlanma tarihi :
8
Mart 2007 |
|
Malatya'dan gidip Çanakkale savaşında
şehit düşmüş 142 Dedemizin Soy ve künye bilgileri
bu sayfanın en altında..Excel
dosyası halinde bilgisayarınıza indirebilirsiniz..
(Resmi Kayıtlardan
bulduk..142 kişi gözüküyor ama kayıtlara girmeyenlerle bu sayı çok daha
fazladır.)
NOT : Dosyayı açabilmek için bilgisayarınızda Microsoft Excel kurulu
olması lazım..
  |
Amerika’nın başlarına yağdırdığı
atom bombalarının tahribatını çıplak gözlerle görmelerini sağlayan
Japonlardan ders almalıyız.
Türk milletini yok
etmeye ve tarihten silmeye karar verenler, Birinci Dünya Savaşı’nın
en kanlı cephesi olan Çanakkale’de tarihte görülmemiş bir ders
almışlardır.
Zamanına göre modern silahlarla yapılanmış yedi
düvele karşı en zor şartlarda mücadele veren kahraman ordumuz, adeta
bir destan yazmıştır Çanakkale’de.
Fakat bu destan bembeyaz kâğıtlara mürekkeple değil,
kapkara toprağa şehitlerin al kanıyla yazılmıştır.
|
Çanakkale Zaferi neticesi itibariyle tarihin akışını ve Türk milletinin
makûs talihini değiştirmiştir. Barış zamanlarında birlik görüntüsü
vermeyen milletimizin zor zamanlarda nasıl kenetlendiğini ve tek ses
olduğunu Çanakkale’de görebilirsiniz. Bu hususiyetimiz diğer tarihî
hadiselerde de defalarca açığa çıkmıştır. Böyle bir savaş tarihte az
görülmüştür. Kendinden kat kat üstün olan devletlere canı ve kanı
pahasına “Dur” demek, cesaretin ve vatanseverliğin yansımasından başka
nedir ki?
 |
“Çanakkale Geçilmez” sözü kuru
bir hamaset ifadesi değildir. Bu, altın yürekli ve çelik iradeli
neferlerimizin zulme ve işgale geçit vermeyeceğinin,
kararlılığının ve ölüme meydan okuyuşun sese bürünmüş
yankısıdır.
Bunu, bir zamanlar yazdığım
“Çanakkale’de Uyanış” adlı şiirimde şöyle dile getirmiştim: |
“Kasırgalar savurur; buz kestirir kar bizi
Gece gündüz
kavurur sıcağında nâr bizi
Çanakkale’de
zaman açılır sonsuzluğa
Çağırır gül
yüzüyle agûşuna yâr bizi
Sabır ateşten gömlek, dua semaya kapı
Bülbülün
nağmesinde yakar ahûzar bizi
Gözlerim
kapanmadan ruhum dalar uykuya
Elinde kırmızı
gül, çağırır mezar bizi”
Çanakkale
Savaşı, dizelerde ifade edildiği gibi mezarın çağrısına ses verenlerin
haklı gururudur. Bu sanıldığı kadar kolay elde edilmemiştir. Ölmeyi göze
alamayanların yaşamaya hakkı yoktur. Özgürlük ve bağımsızlık için ölümü
şerbet misali içenler, bu mübarek zaferi geride kalan kuşaklara hediye
etmişlerdir. Onlar şimdi cennet bahçelerinde huzur içinde yaşayıp
bizleri seyretmektedir. Bu kutsal mirası hakkıyla taşıyabilirsek onların
gönlü huzur bulacak, akan terlerini ve toprağa hayat veren kanlarını
bizlere helâl edeceklerdir. Onun için büyük bir sorumluluk ve vebal yükü
altındayız.
Tarihin dönüm
noktalarından biri olan Çanakkale Zaferi, Hilâl’in Salib’i ezdiğinin
belgesidir. Birinci Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri’nin amacı,
Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'u ele geçirmek ve böylece ortakları
Rusya'ya gerekli askeri yardımı gönderebilmekti. Bu zafer Rusya’nın
müttefikleriyle irtibatını önleyerek ilerlemesini durdurmuştur. Aksi bir
durum olsaydı her şey çok daha zor ve istemediğimiz şekilde cereyan
edebilirdi. Fakat cesaret imanla birleşince muhkem bir kale oluyor.
Atılan toplar iman kalesini sarsamıyor. Neye inanıyorsanız sonuçta o
gerçekleşiyor.
 |
Hepimizin
yakinen bildiği gibi Nusret Mayın Gemisi’nin 7–8 Mart gecesi
Boğaza döşediği mayınlar savaşın gidişatını değiştirmiş ve
neticesini tayin etmiştir. Düşman gemilerinin pek çoğu bir
yandan mayınlara çarpmaları, bir yandan da Türk topçularının
isabetli atışlarıyla batmış, su yüzeyinde kalanlar da harap
olmuştur.
|
Türk askeri
Anafartalar, Arıburnu ve Conkbayırı’nda tarihte örnek gösterilecek bir
savunma gerçekleştirmiştir.
 |
Türk tarihine hayat veren bu
savaş, Mustafa Kemal ismini tarih sayfalarına altın harflerle
yazdırmıştır. Çanakkale Zaferi, Mustafa Kemal'in Arıburnu’nda
dile getirdiği:
“Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye
kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka
komutanlar gelebilir.”
emrine sadık kalan Türk askerinin eseridir. Bu çetin mücadele,
yokluğun varlıkla, imanın ihtirasla savaşıdır. |
Bayrakları bayrak yapan kan,
Çanakkale şehitlerinin mübarek damarlarından akmıştır. Toprak uğrunda
ölenler sayesinde vatanlaşmıştır. Bayrağımızın bugünkü al rengi bunu
temsil etmektedir. Çanakkale ruhunu diri tutmak ve yaşatmak için bu
mübarek toprağa şair Necmeddin Halil Onan’ın şu dizeleri kazınmıştır:
“Dur Yolcu! Bilmeden gelip
bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de
kulak ver, bu sessiz yığın; bir vatan kalbinin attığı yerdir”
 |
Tarihin
tekerrür etmemesi için ondan ibret almak gerekir. Millet olarak
Çanakkale’yi asla unutmamalıyız. Tarih derslerinde Çanakkale’yi
kuru bilgilerle anlatmak yetmez. Her Türk genci en az ömründe
bir kez Çanakkale’yi, Gelibolu’yu görmelidir. Bu konuda hiçbir
şey bilmiyorsak; çocuklarına tarih şuuru kazandırmak için onları
Nagazaki ve Hiroşima’ya götüren, Amerika’nın başlarına
yağdırdığı atom bombalarının tahribatını çıplak gözlerle
görmelerini sağlayan Japonlardan ders almalıyız. Çanakkale
Zaferi’nin 88. yıldönümünü kutlarken; bu mücadelede canlarını
feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor; manevî
huzurlarında saygıyla eğiliyorum. Yatağı toprak, yorganı gökyüzü
olan bahtiyar şehitler! Vatan size minnettardır. |
|
tecde.net arşivi
_____________________________________________________________________
BASINDAN BİR HABER :
EMİNYET
YAKALANAN MİLİTANA ÇANAKKALE ZAFERİNİ ANLATIYOR
Yakalanan militanlara
Çanakkale
Zaferi'ni ve şehitleri anlatan polis, olumlu sonuçlar alınca uygulamayı
genişletme kararı aldı. Emniyet,
önce Çanakkale'de
yatan Kürt kökenli şehitlerin kabirlerini gösteren özel bir fotoğraf
albümü hazırlattı.
Bu fikir, Emniyet'e
gönderilen ilginç bir mektubun sonrasında ortaya çıkmış. Cezaevinde
bulunan bir militana ait mektuptaki ;
"Babamın tavsiyesi üzerine gittiğim
Çanakkale'de,
şehitlerimizi gördükten sonra terör eylemi yapamadım ve polise teslim
oldum."
ifadeleri polisi harekete geçirdi.
Emniyet,
terörle mücadelede Çanakkale
Zaferi'nin hatırlatılması yöntemini 81 ilin
emniyet
müdürlüğüne yazı ile tavsiye etti. İstanbul Terörle Mücadele Şube
Müdürlüğü "Bölücü Terörle Mücadele Büro Amirliği" birkaç senedir eğitim
amaçlı yöntemlere ağırlık veriyor. Görevli polisler
Çanakkale'ye
giderek Doğu ve Güneydoğulu şehitlere ait mezar taşlarının tek tek
fotoğraflarını çekerek özel bir albüm hazırladı. Albüm, TEM Büro'ya
sorgulanmak üzere getirilen terör örgütü mensuplarına ve onların
ailelerine gösteriliyor.
Bir
emniyet
mensubu, çalışmanın amacını şöyle anlatıyor:
"Osmanlı İmparatorluğu'nda
Türkler, Ermeniler, Araplar, Rumlar ve Kürtler olmak üzere beş asli
unsur vardı. Ne yazık ki beşinci unsur Kürtler üzerinde bugün ciddi
oyunlar oynanıyor. Bu oyunun dış kaynaklı olduğu unutulmamalı. TEM
Şube'de sözün bittiği zaman dilimleri oluyor. O zaman şubeye getirilen
terör örgütü mensuplarına yönelik davranışlarımız, göz göze gelmelerimiz
önemli oluyor. Bu fotoğraflarla onlara güzellikle şunu anlatmaya
çalışıyoruz. Çanakkale'de
o gün bizleri bir araya getiren o his ne ise bugün de bu ülkede bizleri
bir arada tutan his aynı."
Söz konusu mücadele
yönteminde terör örgütü mensubundan gelen bir mektubun da etkisi olmuş.
Vanlı bir terör örgütü mensubu İstanbul Terörle Mücadele Şube
Müdürlüğü'ne cezaevinden yazdığı mektubunda,
Çanakkale'nin
kendisi üzerindeki etkisini anlatmış. Terör örgütü PKK üyesi, mektubunda
örgüte katılacağını hisseden babasının sözlerinden hareketle hislerini
ifade etmiş. Daha sonra polise teslim olan Vanlı gencin mektubu hâlâ
İstanbul Emniyet
Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde saklanıyor. Vanlı genç,
polise teslim olduktan sonra örgüt üyesi olarak geçirdiği yedi yılı,
yaptığı eylemleri de bir bir polise anlatmış. Genç bununla da kalmayıp
250'ye yakın terör örgütü mensubunun fotoğrafını tek tek teşhis etmiş.
Söz konusu bu olay ilerleyen günlerde TEM Şube'de görev yapan bir
başkomiser tarafından kaleme alınan kitapta da yer alacak.
Çanakkale'ye
giden İstanbul TEM Şube personelinin çektiği bir fotoğrafta yan yana
yatmakta olan Doğu ve Güneydoğulu dört şehit mezarı dikkat çekiyor. Söz
konusu dört mezar Diyarbakır doğumlu Mehmet oğlu Selahattin'e, Kars
doğumlu Mahmut oğlu Ahmet'e, Mardin doğumlu Askeri oğlu Ahmet'e ve Van
doğumlu Mustafa oğlu Ahmet'e ait.
BİR PKK'LININ
İBRETLİK MEKTUBU
"Babam
bana :
'Oğul bir
gün bu ülkeye ihanet etmek istersen şehit düşmüş olan
Çanakkale'deki
dedenin mezarını ziyaret etmeden karar verme. Oraya git orada bulun
ondan sonra ne yaparsan yap.'
dedi. Ben buna rağmen örgütün dağ kadrosuna katılmak üzere Kandil
Dağı'na gittim. Yedi yıla yakın orada eğitim gördüm. Bomba konusunda
profesyonel bir eylemci olarak ortaya çıktım. Oradaki eğitimden sonra
beni İstanbul'a çeşitli eylemler düzenlemek üzere gönderdiler. Eylem
saatini ve bana gelecek olan malzemeleri beklemeye başladım. İlk eylem
talimatımı almıştım. Verilen eylem insanın kanını donduracak nitelikte
bir eylemdi. Eylemi hemen gerçekleştirme konusunda tereddüt ettim.
İçimde yaşadığım çelişki beni
Çanakkale'ye gitmeye
mecbur etti. Oraya gidip dedemin mezarını bulduğumda ise hüngür hüngür
ağladım."
Erkan Acar / 10/11/2006 / Zaman
Emniyetimizin
çalışmalarından dolayı onları destekliyoruz..tecde.net
Arşivdeki yazılara bak
.:: Sayfanın Başına ::.
Bu site en iyi Microsoft Internet
Explorer 4,0 ve üstü sürümler ile 1024 x 768 çözünürlükte
görüntülenir..Mozilla Frefox ile açmayınız..
DESIGNED
BY Mustafa TERCAN Copyright © 2005
|