|
1950'ler büyük bir heyecan dalgasının bütün ülkeyi sardığı
yıllardı. 27 yıllık CHP iktidarı yıkılmış,Adnan MENDERES'in DP'si
başa geçmişti. Alışmadığımız olaylar duyuyorduk.
 |
- Köylüler çarıklarıyla Reisi Cumhura çıkmışlar...
- Başbakan Adnan Menderes halkın bindiği otobüse binmiş...
- Malatya'ya Turgut Babaoğlu adında bir Vali gelmiş.Kim isterse onunla
görüşüyormuş... |
Allah... Allah...Bunlar nasıl olurdu ? Koskoca Cumhurbaşkanı
baldırı çıplak köylülerle nasıl konuşacak ?...Koskoca başbakan otobüse
binecek ?...Koskoca Vali Hallo ile Cello ile görüşecek ?...
Rahmetli anam bile her namazın sonunda :
- Yarabbi sen encamımızı hayreyle...diye dua ediyordu. Bu
kadar serbestlik bir uğursuzluğa işaretmiş gibi...
Ben henüz ortaokul son sınıf öğrencisiydim. Bir sabah okula giderken
baktım sokakta silahlar patlıyor. Ne olduğunu anlamamıştım. Bir adam beni
kapıdan içeri çekti. "Gir içeri gir.Bir kör kurşuna kurban
gideceksin..." Tanımadığım bir avluya sokmuşlardı
beni. Kadın,erkek mahalleli toplanmışlardı. Kendi aralarında fis kos
konuşuyorlardı.
- Vali kaçmış...
- Nereye kaçmış ?
- Kimse bilmiyormuş...
- Peki,bu silahlar niye patlıyor ?
- Polisler onu yakalamaya çalışıyorlar ?...
- Kimi ?
- Valiyi...
- Niye...
- ...?
 |
Tam o sırada tangur tungur bir ses geldi. Arkasından birkaç el silah
patladı. Birisi avazı çıktığı kadar bağırdı :
- Turgut Babaoğlu vuruldu...
Kadınlar dua okuyup,etraflarına üflüyorlardı.
- Aman Allah başımıza taş yağacak... Birisi öfkelendi,
|
- Taş-maş yağmayacak.Bir köpeğin ölmesiyle hiçbirşey olmaz...
Allah...Allah... Bu kadarı da fazlaydı. Koskoca Valiye köpek
diyorlardı. Üstelik de Polisler onu vurmuşlardı. Bu nasıl işti? Ahh bu
Malatyalılar !... Hemşehrileri İsmet Paşa iktidardan düştü diye ne
yapacaklarını bilemiyorlardı. Rahmetli anam bile namazlarda zaman zaman
beddua ediyordu :
- O Caloli Bavror ola,canı çığmıya işallah..O çağaları eletti elin
memleketine,koç gibi boğazlattı...
Caloli Bavror dediği Celal Bayar'dı. Koç gibi boğazlattı dediği
de Kore'ye gönderilen Türk askerleriydi...
Birisi dışarıdan bağırıyordu...
- Ey mahalleli... Artık korkmanıza lüzum yok. Turgut Babaoğlu öldü. Gelin
leşini görün.
Herkes dışarıya fırladı. Ben de koştum. Sokaklarda birkaç polis bir
köpek leşini sürüklüyordu. Köpeğin kuyruğunda koca bir boş teneke
bağlıydı. Tenekenin de dört yüzüne birden kırmızı yağlı boya ile
"Vali
Turgut Babaoğlu" yazmışlardı. Mesele anlaşıldı. Benim cin fikirli hemşehrilerim kocaman bir çoban köpeğinin kuyruğuna bu tenekeyi
bağlamışlar sokaklara salmışlardı. Hayvan yürüdükçe teneke
tangırdayacak. Tıngırdadıkça da köpek ürkecek ve daha hızlı
koşacaktı. Böylece Şehirde bir şamata kopacaktı.
Nitekim öyle de olmuştu. Eeee... Bu kadar şamata ve hareket karşısında
emniyet susacak değildi ya... Beklenen emir gecikmeden çıkmıştı...
- Vurun köpeği...
İşte Vali Turgut Babaoğlu olayı buydu... Malatyalılar bu yolla
Demokrat
Parti'den intikam alıyorlardı...
Malatya'nın kafiri iyi kafir, dindarı iyi dindar, particisi de iyi
particidir. Sivrilikler diyarıdır memleketim. Eh o kadar sivrinin içinde
yetişen yuvarlak olacak değildi ya... Biz de bir uçtan sivrildik...
___________________________________________________________________
METİN KAYNAĞI : Şu Bizimkiler / Timaş
Yayınları / Hüseyin ÜZMEZ
NOT:
Diğer Malatya siteleri ve
Forum sitelerinde paylaşım yapan hemşerilerimiz bunları alıp
yayınlayacaklarsa, emeğe
saygı gösterip kaynak olarak sitemizi
göstermelerini rica ediyoruz.. |