|
|
|
TECDE TARİHİ |
 |
Tecde
Tarihine ışık tutan kaynak
niteliğindeki bu yazıyı,
Geçmiş Dönem Malatya CHP Belediye
Başkanı Adayı, Tecde'li Avukat
Hayrettin ABACI yazdı..O'nun izni
ile www.tecde.net 'te
yayınlıyoruz.. |
|
|
YEŞİLİN
SON KALESİ; ”TECDE” |
|
|
Bilindiği gibi Tecde
,Malatya kent merkezinin güney batı yönünde
4 km kadar ötesinde,Malatya-Yeşilyurt yolu
üzerinde sağlı sollu geniş bir alanı
kaplamaktadır.
Tecde halk dilinde
“Tejde” diye söylenir.Yazılı kayıtlarda
ise “Decde” olarak geçmektedir.Benim
çocukluk ve gençlik yıllarımda Tecde köy
durumundaydı.1954 yılında Malatya Belediyesi
sınırları içine alınarak kent merkezinin bir
mahallesi oldu.
Tecde adının anlamını
bilememekteyiz.Çocukluğumuzda bazı yaşlılar
burada “Taceddin” isminde bir büyük
kişi yaşadığı için bu adı almış olduğunu
söylerlerdi.Belki de öyledir.Malatya’da Şeyh
Taceddin,Şeyh Taceddin Kasım,Şeyh Taceddin
İbrahim adına bir zaviye olduğu,bazı köy ve
tarım yapılan yörelerin gelirlerinin bir
kısmının devlet tarafından bu zaviyeye
vakfedildiği,gelirlerden büyük bir kısmının
vakfedildiği yerlerden birinin Barguzi
(şimdiki Bostanbaşı) bir diğerinin
şimdiki Hava Lojmanlarının yapıldığıyörede
bulunan tahminen 200 yıl kadar önce
dağıldığı bilinen Çekmüke-Çekmeğe Köyü
olduğu,gerek Barguzi’nin gerek
Çekmüke’nin Tecde’ye bitişik durumda
bulunduğu,hatta Çekmüke’nin suyunun bile
Tecde’de Çekme denilen arktan
gittiğidikkate alınırsa bu söylencenin
gerçeği yansıtıyor olması geniş ölçüde
olasıdır.(Bakınız:1 numarada verilen
kaynaklar) Öte yandan Tecde mezarlığının
şimdi Özel Harekat Şubesi Müdürlüğü’nün
bulunduğu kısım yaşlı Tecde’liler tarafından
Kubbe olarak adlandırılır ve eskiden
orada üstü kubbeli bir mezar olduğu
söylenirdi.Ola ki o mezar Şeyh Tacettin’e
aitti.
Tecde’nin çok eski bir
yerleşim yeri olduğu,hatta burada önemli bir
kentin bulunduğu anlaşılmaktadır.Anadolu’da
tarihsel belgelerde adı geçen ancak yeri
bilinmeyen,öte yandan yeri bulunup da adı
bilinmeyen bir çok eski kent vardır.(2) Öyle
sanıyoruz ki zamanla Tecde’deki eski kent de
gün ışığına çıkacak,adı belirlenecektir.Bu
kentin yakınlarda yıkılan eski bir hamamın
bulunduğu yörede olduğu olması olasılığı
oldukça yüksektir.Bu yörede 7-8 dönümlük bir
alan vardır ve bu alanın özellikle kuzey
taraftaki kısmı çevresine göre biraz daha
yüksektir.Bu çevreye eskiden Hisarönü
denildiğini yaşlılardan işitirdik.Demek
oluyor ki burada eski bir kentin surları
bulunuyordu.Eski bir kent yeri olduğunu
sandığımız bu yörede toprak kazıldıkça
çeşitli kalıntılar hatta mezarlar çıktığı
görülmüştür.Buradan geçen Derme Suyu
Kanalını genişletmek için 1942-1943
yıllarında kazı yaparken bir kurşun tabut
bulunduğu,bunun kazı işinde çalışan işçiler
tarafından parçalanarak kurşunun
paylaşıldığı bilinmektedir.Eski, çağlarda
ölüleri kurşun tabut içinde gömme yöntemi
Doğu Akdeniz yöresinde M.Ö. 300 yıllarından
itibaren görülen ve önemli bir uygarlık
kurmuş olan Fenikeliler2de
görülmektedir.Bugün dünya müzelerinde kurşun
tabut sayısı son derece azdır.(3) Bu kurşun
tabut Fenikeliler çağında Malatya yöresi ile
Doğu Akdeniz yöresi arasında nasıl bir
ilişki bulunduğunu bir araştırma konusu
olarak gündeme getirmektedir.Tecde’de ve
yöresinde tarihsel varsayımlara dayanarak
yapılabilecek birçok başka görünümler
olmakla beraber bu yazı bunların
sergileneceği yer değildir.
Tecde,Osmanlılar çağında
1520,1530,1560 tarihlerinde yapılan ve o
tarihlerde de adı geçen bir yerleşim
yeridir.1520 ve 1530 tarihlerinde Tecde’de
37 hane varken,1560 tarihinde hane adeti 76
olarak belirlenmiştir.Her üç tarihte de
belirlenen verilere göre Tecde
bağlık,bahçelik,çeşitli tarım ürünleri
ekilip biçilen ,yöresindeki yerleşim
yerlerine göre bu konularda daha gelişmiş
gözüken bir köydür.(Bkz(1) no da gösterilen
a,b işaretli kaynaklar.)
T ecde de öyle anlaşılıyor
ki 1560 dan sonra bağ bahçe tarımı daha da
büyük önem kazanmış,öyle bir zaman gelmiş ki
Tecde yemyeşil,uçsuz bucaksız alanlarıyla
adeta bir cennete dönüşmüştür.Bu yıllarda
Tecde de çok sayıda pınar bulunduğu da
görülmektedir.Bunların en ünlüsü kendi
adıyla anılan çok bereketli bir yöreyi
sulayan Altınkaşık’tır.
Bilindiği gibi,Derme suyu
boyunca sıralanan;
Tecde,Bostanbaşı,Yakınca,Yeşilyurt,Gündüzbey
gibi yerleşim yerlerinin halk dilinde genel
adı “Bağ Köyü” dür.Bağ sözcüğü
Malatya ağzında “bahçe” sözcüğünü de
kapsar.Eskiden kayısı dışında diğer meyve
türleri genellikle sadece bu bağ köylerde
üretiliyordu.Bu üretim sadece Malatya’da
tüketilmiyor,Adana,Gaziantep,Diyarbakır,Elazığ
gibi komşu illerde,hatta Suriye’ye bu
köylerden meyve,özellikle de elma
gönderiliyordu.Benim çocukluğumda Tecde’den
Halep’e develerle elma götürüldüğünü
bilirim.
İşte bu dönemlerde bu
köyler içinde Tecde’nin yeri daha da önemli
ve üretimi çok çeşitliydi.Gerek kayısı için
gerek elma için en uygun yöre Tecde’de
bulunuyordu.Bunun içindir ki Ankara Yüksek
Ziraat Enstitüsünün Profesörlerinden
Gleisberg isimli Alman,Malatya meyvacılığını
incelemek için 1934 lerde Malatya’ya
geldiğinde en çok Tecde üzerinde durmuş;
hatta Malatya’da bir kayısı istasyonu
kurulması için yer belirleme görevi de
olduğundan,bunun için en uygun yer olarak
Tecde sınırları içinde olan şimdiki
Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nün
kurulu olduğu alanı belirlemişti.(4)
Yine O’nun yönlendirmesi
ile olsa gerek Başasistanı Lütfü Ülkümen
Malatya meyveciliğini incelemek için merkez
olarak Tecde’yi seçmişti.Ülkümen,seçiminin
nedenini yazdığı kitapta şöyle
açıklamaktadır: “Bu köy bütün bahçelik
mıntıkanın ortasında bulunmakta,mıntıkada
yetişen meyve çeşitlerinin %95 ini içinde
bulundurmaktadır” (5)
Tecde bahçelerinde öyle
bir güzellik ve büyü olacak ki,dışarıdan
gelip Malatya’yı gören gezen hemen herkes bu
bahçelerden söz açmıştır.
Nitekim,İstanbul Ünv.Edebiyat
Fakültesi Coğrafya Bölümü Profesörlerinden
rahmetli Ali Tanoğlu, Jeommorfolog Prof.Dr.Chaput
ile birlikte 1938 yılında Malatya’ya
geldiğinde birçok yeri
gezmiş,incelemiş,yazdığı yazıda:
“Malatya’nın bahçelerini,kasaba ve köylerin
içinde kaybolduğu muhteşem meyva ağacı
ormanını,Yeşil Malatya’yı tasvir etmek
güçtür.” Demiş ve bunun için Tecde
köyünde çektiği beş fotoğrafı kanıt olarak
yazısına eklemiştir. (6)
Gerçekten de Malatya’nın
neresine giderseniz gidiniz,ülkemizde hangi
bahçelik alanın hangi köşesine giderseniz
gidiniz,şöyle sağınıza solunuza baktığınızda
mutlaka dağlık,çıplak,taş kaya,dolayısıyla
hırçın ve hırpani bir doğa gözünüze
takılır.Oysa Tecde’nin bahçelerinde meyve
ağaçlarından oluşmuş,uçsuz bucaksız bir
ormanda geziyorsunuz gibidir.
Yine öğretmen-yazar
rahmetli M.Ziya Ünsel: “Tecde mesire
yerlerinin şahıdır” , “Birgün gelecek
Malatya’nın yeşilini övecek şair bütün
ilhamını Tecde’den alacak.”
demektedir.(7)
Tecde,eşsiz güzellikleri
nedeniyle bir ölçüde edebiyatımıza da
yansımıştır.1943-1944 yıllarında Malatya’da
görev yapan öğretmen-şair-yazar Arif Nihat
ASYA bir şiirinde Tecde için şu dizeleri
yazmıştır:
Pembem,yeşilim,tadım,kokum müjde benim…
Altın yemişiyle dalları
secde benim…
Diller derler ki:
“Malatya’nın gözbebeği”
Yaz kalbine ey yolcu,adım
Tecde benim. (8)
Yurt ansiklopedisi’nin
Malatya maddesinde “Edebiyatta Malatya”
bölümünde belirtildiği gibi oğlum şair-yazar
Tahir Abacı’nın bazı şiir ve öykülerinde de
Tecde’den görünümler,esintiler bol bol
vardır.Özellikle “Ağırakan Su”
romanında bu daha yoğundur.(10)
Taşı,torağı,bahçesi,meyvesi,eşsiz
güzellikteki doğası,eşi bulunmaz
yoğunluktaki yeşil
örtüsü,florası,faunası,diğer taraftan
tarihsel ve kültürel değerleri ile gerçekten
korunmaya,geliştirilmeye değer bir yöre olan
Tecde’nin Belediyece çok ama çok kötü bir
imar planına konu edilerek,yok olacağı
biçimde bir işlemle karşı karşıya kalması
üzücü ve düşündürücü bir durumdur.
Sağlıklı yaşamın ilk
koşulu sağlıklı ve oluşumu yönünden insana
çeşitli duygular yaşatan,esintiler veren bir
çevrede yaşamaktır.Dişiniz sağlam
olabilir,genel sağlık açısından turp gibi
olabilirsiniz ama sağlıksız ve ruhsal
yönlerinizi kısırlaştıran,kısıtlayan bir
çevre ortamında yaşıyorsanız mutlu
olamazsınız.
|
|
KAYNAKÇA
1-
A- Kanuni Devri Malatya Tahrir Defteri-1560
, Doç Dr Rafet Yinanç-Yrd.Doç.Dr Mesut
Elibüyük – Gazi Ünv.Yayını , Ankara-1983
B- XVI.Yüzyılda Malatya Kazası , Yrd.Doç
Dr.Göknur Göğebakan , Malatya Belediyesi
Kültür Yayınları No:6 Malatya 2002
C-Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası ,
cilt 22de Ömer Lütfü Barka’nın “Malikane
Divanı Sistemi” başlıklı yazısı ekinde
Malatya Evkaf Defteri’nden alınmış kayıtlar
, İstanbul 1980
C- Yukarıdaki yazının bir başka baskısı için
“Türkiyede Toprak Meselesi” Gözlem yayınları
, İstanbul 1980
2-
Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası , Prof.Dr.W.R.
Ramsay , çeviren: Mihri Pektaş , Milli
Eğitim Basımevi 1969
3-
Türk Tarih Arkeoloji Etnoğrafya Dergisi
İstanbul 1934
4-
Araştırma Raporları , Prof.Dr.W. Gleisberg ,
Ziraat Vekaleti Yayını Umumi Sayı 317 ,
Ankara 1938
5-
Malatya’nın Mühim Meyve Çeşitleri Üzerine
Morfolojik,Fizyolojik ve Biyolojik
Araştırmalar , Yüksek Ziraat Enstitüsü
Yayını , Ankara 1938
6-
Malatya Dolaylarında Coğrafi Geziler , Ali
Tanoğlu , Türk Coğrafya Dergisi , Sayı: V-VI.
, Ankara 1944
7-
Yeşil Malatya-Gezmek tozmak Üzerine , M.Ziya
Ünsel , Ekin Basımevi , İstanbul 1959
8-
Yurt Ansiklopedisi Cilt:8 Sayfa:5505
9-
Yurt Ansiklopedisi Cilt:8 Sayfa:5506
10-
Ağır Akan Su (Roman) E.Yayınları , İstanbul
1990 , Yurt Ansiklopedisi Cilt:8 Sayfa:5505
|
.:: Sayfanın Başına ::.
Bu site en iyi Microsoft Internet
Explorer 4,0 ve üstü sürümler ile 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir..Mozilla
Frefox ile açmayınız..
DESIGNED BY
Mustafa TERCAN Copyright
© 2005
|
|
|