HAKKI YİĞİT
   

yigithakki44@hotmail.com

Yazarın evvelki yazıları

 

KURTARMAK MI KURTULMAK MI?

Yıllar yılı hep yaptığımız bir hata: “Kurtarmak…”

Bir nevi “kahramanlık sergilemek...”

Asl olan “kurtarmak” değil, “kurtulmaktır” aslında.

Başkasına huzur sağlamanın yolu, kişinin kendisinin huzurlu olmasından geçer.

Kendisine fayda sağlamayan, başkasına fayda sağlayamaz ki...

                        *                                 *                                 *

Yıllar yılı bazı dindar geçinenler “İslamiyet’i” hep tehlikede gördüler.

İslam’ın korunması gerektiğine inandılar...

Bu mana da yeri geldiğinde cihattan, kırmadan-vurmadan dem vurdular…

İslam’ı kurtarmayı kendilerine yegâne mefkûre edindiler.

Kendilerini İslam’ı korumaya adarlarken, ne hikmetse İslam’la kurtulmayı akledemedik..

En azında birinci öncelikleri İslam’la kurtulmak olmadı…

Ne İslam’ı koruyabildiler, ne de kendilerini…

Kendilerini korumaları şöyle dursun gün geldi, İslam’la olan ilişkilerinde ciddi tezatlığa düştüler…

Bir zamanların mücahitleri gün geldi çarşı pazarının ekmekçileri oldular… Haram-helal, haklı-haksız, aldatma-aldanma… demeden…

Bir zamanlar “Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir” ayetini dillerine dolayıp kendilerince ideolojilerine slogan, parola edip, memlekette Müslüman bırakmayanlar gün geldi bankaların, partilerin, ihale veren kurumların… kapılarını aşındırmada yarıştılar…

Dünyayı terk etmede yarışanlar, gün gelip parayı, makamı, şanı, şöhreti gördüklerinde “eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı” deyip geçmişe sünger çektiler…

Bütün bunlar ilk iliğin yanlış düğmelenmesindendir… Yanlışlık; ilk adımda, hatta zihinde başlamıştı…

“Kurtarmak” değil, “kurtulmak” için İslam’a, dine sarılmalıydılar, sarılmalıydık, sarılmalıyız…

*                                 *                                 *

Dindarların sokağında durum böyle iken, diğer sokaklar sanki çok mu farklıydı…

Bazıları kendilerini İslam’ı kurtarmaya adamışlarken, bazıları da “Cumhuriyet’i”, “Demokrasi’yi”, “Laikliği” “Komünizm’i”, “Marksizm’i” kurtarmaya kendilerini adamışlardı…

Üzücü olan hatlardan ders çıkarmamak ve yanlışın neresinden olursa dönmeyi fazilet olarak görmemek…

Dindar kesim, hepsi olmasa da büyük çoğunluğu hatasını anladı ve hatasından döndüler, dönüyorlar… Buna pozitif yönde bir değişim de diyebiliriz… Ama böyle bir değişimin her sokakta gerçekleştiğini söylememek maalesef mümkün değil…

Halen “Cumhuriyetin tehlikede olduğunu ve korumak için seferberlik ilan edenler…

Atatürk’ün korumalığına soyunanlar…

Kendilerini Laikliğin canlı kalkanı olmaya adayanlar…

Ne hikmetse bunlarla kurtulmayı düşünmediler hiç…

Tehlikeyle karşı karşıya kalanların kendilerinin olduklarını hiç görmediler…

Çünkü bu kavram ve değerler kendileri için bir huzur ve yaşam reçetesi olmaktan çıkıp ideolojik bir unsur olmuştu artık… Bu değerler ve kavramların varlığı, muhafazası; korunma ile değil, yaşayarak, yaşanılarak söz konusu olduğunu göz ardı ettiler.

İnandıkları gibi yaşamayanlar, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar…

Cumhuriyeti, Atatürkçülüğü, Laikliği, Demokrasiyi kendi yaşam tarzlarından ibaret olarak gördüler…

Taha AKYOL, Hangi Atatürk? diye soruyor…

Keşke bir de Hangi Laik, Hangi Cumhuriyet, Hangi Demokrasi diye de sorsa, soruştursa…

Bu gibi kavram ve değerlerin korunmaya ihtiyacı yoktur... Onlarla hayatımızı daha güzel idame etmek için bizim onlara ihtiyacımız vardır. Bunun için içselleştirmeliyiz bunları. Korumak için dışa karşı verilen seferberlik, içselleştirmediğimizin en büyük bir delilidir.

Yanlıştan dönmek bir fazilet, hatlardan ders almak akıllı insanın kârıdır.

Aklın yolu ise birdir.

Enerjimizi; değerlerimizi, dinimizi, örfümüzü, kültürümüzü korumak için sarf etmeye kalkışmamalıyız; enerjimizi kendi nefsimizde özümsemek için sarf etmeliyiz…

                        *                                 *                                 *

Bir diğer sınıf ki, mahallenin yaramaz çocukları…

Bu değerleri kendi çıkarlarına, menfaatlerine, kirli işlerine alet ederler ki bunları bilmek, tanımak da zaten akl-ı selim vatandaşın görevi…

Ama bu sınıf hakkında sadece şunu söylemekle yetineyim, çünkü bu ayrı bir konu…

“En” ile başlayan “perver” “seven” ile biten her türlü yakıştırmanın arkasında acaba ne tür rezaletlerini saklıyorlar bunlar diye zanda bulunmak ve şüpheli yaklaşmak kendini aklı selim kabul eden her vatandaşın asli vazifesi olsa gerek…

Hakkı YİĞİT/MALATYA

Yazarın evvelki yazıları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.:: Sayfanın Başına ::.



Bu site en iyi Microsoft Internet Explorer 4,0 ve üstü sürümler ile 1024 x 768 çözünürlükte görüntülenir..Mozilla Frefox ile açmayınız..
 

DESIGNED BY Mustafa TERCAN  Copyright © 2005